1 Mart 2017 Çarşamba

Bu Kadar Defterle Ne Yapıyoruz?



Instagram profilim kalabalıklaşmaya başladığında sanırım en çok duyduğum sorulardan biri  “Bu kadar defterle ne yapıyorsunuz?” idi. Biraz soranları terslediğim için, biraz da “çok defteri olan” insanlar birbirimizi bulup bu durumu normalleştirdiğimiz için neyse ki böyle sorular artık çok azaldı. Ya da belki de ben iyimserlik yapıyorum, sadece o soruların yerini “Ne kadar?” ve “Nereden?”ler aldı :).


Ama yine de hem fikir almak için hem de sırf meraktan, içinde hiçbir iğneleyici ton barındırmadan da zaman zaman yöneltilebilecek bir soru bu. “Bu kadar defterle ne yapıyorsunuz?

Renkli Kitap’ın blog yazısında olduğu gibi. Konu sevdiğim biri tarafından açılınca ben de tabii ki üzerime alındım ve kullandığım defterlerim ile ilgili bir yazı yazmak istedim. (Ve yazıya başlayıp aylarca sonunu getiremedim tabii ki.)

Sonuçta evdeki boş defterlere bakıp hepimizin aklından aynı şey geçmiyor mu?

Peki sahi,

Ne yapıyoruz bu defterlerle?

Ben yazıyorum :). Çizim konusunda yeteneksiz olduğum için yazabiliyorum sadece. Farklı konular için farklı defterler tutuyorum ve bu yüzden aynı anda birden fazla defter kullanıyorum. Buna rağmen beğendiğim bir defter gördüğümde, biter korkusu ile aldığım için, kullandığımdan daha çok defterim var aslında. Yani evdeki boş defterlerimin sayısı da oldukça fazla.

Aslında boş değil de, “sırasını bekleyen” demek daha doğru olacak sanırım. Çünkü her ne kadar o an ihtiyacım olmasa da, sırf kapağını beğendiğim için, bir kenarda dursun diye de defter almıyorum. Yeni bir konu için bir deftere başlamaya karar verdiğim sırada elimin altında seçeneklerimin olmasını seviyorum. Ya da belirli bir amaç için kullandığım bir defter bittiğinde yerine hemen başlayacağım yeni bir tanesinin beni beklemesini de. Boş defterler konusunda hiçbirimiz masum değiliz, kabul edelim :).



Gelelim dolu olan defterlere.

Defter tutmanın sınırlaması yok aslında. Ama ilgi alanlarınıza ve kullanım sıklığınıza uygun bir sistem oluşturmak biraz zorlu olabiliyor.



Hani hepimiz mutlaka kurmuşuzdur ya “Bir aralar günlük tutuyordum ama devam edemedim, bıraktım sonra.” cümlesini, kilit bu işte.  Sizi boğmayacak, sıkmayacak bir düzeni olmalı defterlerinizin ve yazmanın. Bu bir keyif işi, keyif almanız önemli, bu nedenle monotonlaştığında ya da zorunluluğa dönüştüğü anda da bırakılmaya mahkûm.

Benim günlük tutma çalışmalarımın başına gelen de bu oluyordu: Yazmaktan sıkılıyordum. Ne yaptım, ne ettim konusunu açsam, günler geçtikten sonra okumak çok sıkıcı geliyordu. Bir yığın dümdüz yazı, atlaya atlaya okuyayım desem gözüme çarpan hiçbir detay ilgimi çekmiyor. Öyle olunca da yazarken yaptığımın çok gereksiz olduğunu hissetmeye başlamıştım. Öyle ya bir gün açıp bakmayacaksam “Bugün sinemaya gittim.” diye tarihe not düşmenin ne anlamı vardı?


Ben de sinemaya gittiğimi ilan etmek yerine hissettiklerimi yazmaya başladım. Hislerim ve düşüncelerim eylemlerden daha önemli çünkü, ilerisi için de değeri var. Böylece “olaylardan” çok “anları” not etmeye başladım. Hem üzerinden vakit geçince okumaya değer de buluyordum böylece.


Bu anı biriktirme konusu bu yıl daha süslü bir hal aldı. Mezun olduktan sonra kalem kağıt ile dilediğimce haşır neşir olamamanın acısını çıkarıyorum sanırım :).  Kesip yapıştırıp süslediğim ayrı bir günlük/ajandam ve tatiller için ayrıca hazırladığım seyahat defterlerim oldu.

Bu defterlerin sayfalarını düzenli olarak blogta paylaşmayı uzun süredir istiyorum. Umarım daha fazla ertelemeden kısa zamanda eyleme de dökeceğim.

Biz asıl konumuza dönelim. Ne diyorduk, ne yapıyoruz bu kadar defterle?

1) Ajandam

2016 ajandam

Sanırım en sadık olduğum defterim bu. Moleskine haftalık ajandalarını kullanıyorum. Sol sayfaya yapılacakları, yaptıklarımı not alıyorum, sağ sayfaya da not almam gereken şeyleri. Not almam gereken şeyler de işte internette gördüğüm bir şeyler, eve gidince çekmem gereken fotoğraflar, uygun bir boşlukta incelerim dediğim konular,bloglar.. vs.

2015 ajandam

Yaptıklarımı not almak da diğer defterlerimi hazırlarken bana çok yardımcı oluyor, “Ben geçen pazartesi ne yapmıştım acaba ya?” diye düşüncelere dalmıyorum.

Hemen hemen her zaman yanımda taşıdığım için de özellikle ofiste not almak için çok işime yarıyor. Bu yıla kadar hep küçük boyunu kullanmıştım ama yetmediği için bu yıl normal boya geçtim.

2017 ajandam

2) Günlüğüm (Anılar)


Böyle bir defteri geçen yıl tutmaya başladım. Kış aylarında oldukça başarılı ilerledim, yazın ipin ucu kaçtı, bir sayfasına bile dokunmadım :).


Sticker, printable ve bantlarla süsleyerek hazırladığım bir günlük bu. O gün yaptıklarımla ilgili bir şeyler yazıyorum.

Geçen yıl defter olarak Moleskine’in cep boy günlük ajandasına başlamıştım, başlayınca da yarım bırakmak istemedim. Aslında uzun zamandır normal boy bir deftere geçmek istiyordum, 2017 için farklı bir defter ve biraz daha farklı bir sistemle ilerlemeye başladım.


Moleskine'in normal boy Minnie Mouse defterini kullanmaya başladım. Bullet Journal ile creative journal karışımı bir defter oldu. Instagram story kısmında yaptıkça paylaşıyorum :), biraz daha devam ettikten sonra bloga da ekleyeceğim.

3) Günlüğüm (Hisler)


Sağdaki kara kaplı defter, benim kara kaplı defterim :). “Normal” günlük bu, yazmak istediğim zaman yazıyorum, daha çok hislerimden oluşuyor, o yüzden de genelde mutsuz ya da kızgınken yazıyorum. Bazen açıp baktığımda sürekli dert, tasa, isyan buluyorum, içim sıkılıyor. Kendi kendime söz veriyorum, mutluyken de yazacağım diye. Olmuyor tabi :).

Olsun bu haliyle bile güzel. Üzerinden zaman geçince “Aman ben de neleri takmışım!” diye düşünebilmek bile aydınlatıcı oluyor.


Yılı geçmiş siyah ya da kırmızı Moleskine günlük ajandalar kullanıyorum, bazen cep boy bazen normal boy, artık hangisi denk gelirse. Ajanda tutmaya çalışıp bırakınca boş kalan defterler bunlar. Tam tüm kızgınlığımı saçarak yazarken sayfayı çeviriyorum ve “Bugün annemle tiyatroya gittik.” gibi bir cümleyle karşılaşıyorum. Sürprizli oluyor.


4) Film Defterim


Bu defteri İstanbul Film Festivali sırasında iki film arasında vakit geçirirken erkek arkadaşım benim için almıştı ve o yüzden film defterim oldu :). İzlemek istediğim filmleri yazıyorum. Bloglarda, gazetelerde görüp de izlerim dediğim filmleri bu defterde topluyorum.

Böylece eskiden sık sık yaptığım gibi “Hani o gangster adamın filmi ile ilgili eleştirilere bakarken aynı yönetmenin başka filmini de görmüştüm de, bunu da izlerim demiştim. O filmin adı neydi ki acaba?” gibi döngülerle uğraşmak zorunda kalmıyorum.

Defter üstteki Leuchtturm 1917 cep boy, çizgisiz.

5) Sinema Defterim

Sinema biletlerini bir süreliğine saklar, sonra atarım. İzlediğim filmleri de bir zaman sonra unuturum. Sinemia kartlarımız da olduğundan beri çok sık sinemaya gitmeye başladık, dolayısıyla sinema, rutinimde baya yer etmeye başladı. Anıların ömürlerini uzatmak için böyle bir sistem geliştirdim, bileti bir sayfaya yapıştırıp yanına da filmle ilgili kısa bir şey yazıyorum. Yazarken beni sıkmayacak kadar kısa, defterimi karıştırıp bakarken o filmi hatırlayabileceğim kadar da uzun.



Defterim de Moleskine Star Wars özel serisi, çizgisiz defter.

6) Kitap Defterim


Aslında bu deftere henüz başlayamadım, tüm notlarım karman çorman duruyor. Toparlayıp bu konu için ayırıp sakladığım Moleskine Küçük Prens özel serisi küçük boy defteri kullanacağım.

Bu da sinema defteri ile aynı mantıkta, sinema defterinden daha çok ihtiyaç duyduğum bir şey ama. Okumak istediğim, alacağım kitapları alakasız yerlere yazıp kaybediyorum, bu defterde derli toplu dursun istiyorum.

7) Her Şey Defterim (Commonplace Book)

Aslında tam olarak bir “Commonplace Book” değil ama bildiğim en yakın tanımı bu. Ben Her Şey Defteri demeyi tercih ediyorum.


Ajandama sığmayacak her not için bu defteri kullanıyorum. Evde ve ofiste sürekli elimin altında duruyor.
Yeni aldığım kalem, mühür mü? Bu defterde deniyorum.
Blog için yazı fikirleri mi? Boş bir sayfa bulup yazıyorum.
Tatil için yemek, gezi, alışveriş önerileri mi? Bu defterde.
Öğle arası okuduğum dergide sevdiğim bir cümle mi? Yine bu deftere.

Daha çok müsvedde defteri gibi de aslında. Buradaki notları gerekliyse daha sonra diğer defterlerime geçiriyorum.



Bu iş içinse Moleskine ve Leuchtturm’lara göre daha ekonomik olan markaları tercih ediyorum. Bu sıralar kullandığım ise mynote çizgili Snoopy defter. Hafif, yumuşak kapağı ile rahat.

8) Kitap Alıntıları


Okuduğum kitapların sayfalarını çizmem, mümkünse hiç yıpratmadan okur kitaplığa kaldırırım :). Sevdiğim bölümlerin sayfalarını telefonuma not alıyorum, sonra oturup kitap defterime yazıyorum.
Uzun süredir bu işi boşlamış olsam da, hali hazırda başlamış olduğum bunun için ayrılmış bir defterim tabi ki var.

Yine Leuchtturm 1917, bu kez çizgili :).  Sayfalarının numaralı olması çok işe yarıyor, Index kısmına hangi kitabın notlarının hangi sayfalar arasında olduğunu yazıyorum. Böylece açıp bakmak daha kolay oluyor.

Bir önceki defterim cep boy bir Moleskine’di, küçük boy defter böyle alıntılar için uygun değil. Bir kitap 20 sayfa tutuyor :).

Defteri karıştırırken daha çok keyif almak adına bundan sonra bu defteri de biraz süsleyerek hazırlayacağım :). En azından başlığı tek bir sayfaya atıp, bantlar ve mühürler ile biraz canlandırabilirim diye düşündüm.

9) Rüya Defteri (Dream Atlas)


Dream Atlas kavramıyla karşılaşmadan çok önce başlamıştım rüya defteri tutmaya. Çocukluğumdan beri çok garip rüyalar görürüm, yazma ihtiyacı kendi kendine oluştu böylece. Hikaye değeri olan rüyalarımı yazıyorum, hatırladığım zaman, yazmak istediğimde.

Bundan sonra Dream Atlas olarak tutmak istiyorum. Dream Atlas'ta her rüya için bir künye oluşturuyorsunuz. Anket doldururcasına, uykunun hangi diliminde gördüğünüzü, neler hissettiğinizi, gerçekçi olup olmadığı gibi detayları yazıp sonra rüyanızı anlatıyorsunuz.


Rüya defterim çok eskiden aldığım bu mavi kumaş kapaklı cep boy Moleskine, Van Gogh özel serisiydi. Evet hala bitmedi :).

10) LEGO defterim


Bu defteri ağbim doğum günümde almıştı :). Ben de Lego defteri yaptım. Yeni minifigür serisi çıktığında mıncıklama rehberi için notları bu deftere alıyorum. Bazen istediğim setler ya da Bricklink'te gördüğüm ürünleri de yazıyorum. Lego ile ilgili yazacağım bir şey varsa bu deftere giriyor yani.


11) Traveler's Notebook


Aslında Traveler's Notebook'u seyahat defteri kategorisine koyabilirdim ama içim elvermedi :). O ayrı bir başlığı hak ediyor. Sahip olduklarım arasında sanırım en özel ve ödediğim paraya en çok değeni.

Blogta kendisinden çokça bahsetmiştim, aşağıdaki linklerden yazılara göz atabilirsiniz:
Midori Traveler’s Notebook - Nedir?
Midori Traveler’s Notebook – Nasıl Aldım?
Traveler's Notebook - Paket Açma & Ekler





Traveler's Notebook ile yaşadığım tek problem var, insert denilen içindeki orijinal defterlerinden bulmakta zorlanmam. Bu yüzden kullanmaya kıyamıyorum :).


Bir defteri yaz tatili için seyahat günlüğü olarak kullanmaya başlamıştım. İki defterim daha kaldı, onları ise seyahat öncesi notlarım ve oradaki günlüğüm olarak kullanacağım.


12) Seyahat Günlüğü (Travel Journal)


Bu defteri özellikle yurt dışı seyahatleri için hazırlamaya karar verdim ve Amsterdam Günlüğü ile başladım -ki hala da bitirebilmiş değilim. Gün gün ne yaptığımızı, öne çıkan aklımda kalan olayları yazıyorum, fotoğraflar ve fişler, biletler gibi efemeraları yapıştırarak. Hazırlaması çok eğlenceli, sonradan bakması da :).



Defterim Moleskine'in Volant Journal serisinden büyük boyu. Boyutu amacı için ideal, yapıştıracak şeyler fazla olunca A4 boyutunda sıkışmış hissediyorum, çizgisiz seçeneğinin olması da tercih sebebim.


Defter ile ilgili blog yazısı şurada:
Moleskine Volant Journal & Seyahat Defteri

13) Fotoğraf fon defterleri


Bunlar ise fotoğraf çekmekten başka işe yaramıyorlar :). Kapakları güzel diye aldığım ama büyük ihtimalle kullanmayacağım defterler. Belki kıyabildiğim zaman not almak için kullanırım.



Sözüme sadık kalabilir miyim bilmiyorum ama tüm bu bahsettiğim defterlerden sayfalar eklemeyi istiyorum bloga. Belki size de fikir verir, ya da benim gibi erteleyip durduğunuz bir dönemde masanın başına tekrar oturmanız için ilham olur :).



135, 136

10 yorum:

  1. Bir insanın nasıl çok sayıda kıyafeti varsa çok sayıda defteri de olabilir, tamamiyle tercih meselesi bu. Benim de sizin kadar olmasa da anı topladığım ve sevdiğim objeleri topladığım, aynı zamanda traveler Notebook olarak kullandığım bir defterim (karışık olmasını seviyorum, her sayfada farklı bir konsept oluyor, sürpriz gibi) içimi döktüğüm derdimi yazdığım kara sayfalı defterim var. Yeni başladığım için bunlar şimdilik yetiyor. Sizin sisteminize de hayran kaldım açıkçası.

    YanıtlaSil
  2. Ne kadar güzel defterler ben de defter kırtasiye almaya bayılıyorum. Bazen onlarla ne yapacağını bilemediğim için alırken kendimi sınırlıyordum. alacağım güzel defterleri kullanmak için fırsat buldum bu yazıyla teşekkürler ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok sevindim :) çok teşekkürler.

      Sil
  3. Çok yararli bir yazi olmuş.Bende defterleri cok seviyorum simdi aklimda hangi alanlarda kullanabileceğim hakkinda fikir de oluştu sayende ��

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) teşekkür ederim, çok sevindim.

      Sil
  4. Valla bende oyuncak, kırtasiye, abur cubur halen alıyorum ve inan kıyafet alışverişinden çok çok daha mutlu ediyor beni :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :) ben dönem dönem kıyafet için de açlığa düşüyorum :), ama tabi geçiyor sonra :D

      Sil
  5. Ay bayıldım bu yazıya, kafamda şu an binlerce fikir dolanıyor =D Bu kadar sistemli olamam ama benzer konularda yazmayı seviyorum ben de. Yalnız günlük tutamıyorum, öğrencilik yıllarında çok severdim de şu aralar pek yapamıyorum.

    YanıtlaSil
  6. Hey kardeşim ben de senle aynıyım demek yani defter hastası olma konusunda
    Ama benim bi sorunum var bu konuda çok beğenmip alıyorum bi defter mesela
    Ne iÇin kullanacağımı biliyorum yazıyorum bir iki sayfa ama ondan sonrası gelmiyor yazma isteğim kayboluyor mu ya da yazım kötü olduğundan moralim bozuluyor mu bilmiyorum ama kalıyor öylece

    YanıtlaSil